Büyük çoğunluğumuzun ortak derdi değil midir bu konu? Sürekli ülkemizdeki okuyan insanların sayısının azlığından yakınır, "Nereye gidecek bu insanlığın hali?" diye sorgularız. Fakat bir şeyi unuturuz: "Madem bu bir sorun, neden bunu değiştirmeye kendimizden başlamıyoruz?"
Kitap okumakla ilgili çözüm önerilerine geçmeden önce "Kitap, neden okunmalıdır?" sorusunu hiç merak ettiniz mi? Bu soruyu, Doğu edebiyatından süzülüp gelen eski bir bilgelik kıssası ile cevaplamak istiyorum:
Bir defasında öğrenci hocasına der ki: "Bir kitap okudum ama zihnimde kitaptan hiçbir şey kalmadı."
Hoca öğrencisine bir hurma uzatır ve der ki: "Bunu ağzında çiğneyip ye..."
Öğrenci yedikten sonra sorar: "Şimdi sen büyüdün mü?"
Öğrenci: "Hayır" der.
Hoca tebessüm eder: "Büyümedin ama o hurma vücuduna dağıldı; et oldu, kemik oldu, sinir oldu, deri oldu, tırnak oldu, hücre oldu..."
Anladım ki, okuduğum kitap da öyle dağılıyor. Bir kısmı kelime dağarcığını zenginleştiriyor. Bir kısmı bilgi ve irfanını artırıyor, bir kısmı ahlakını güzelleştiriyor, bir kısmı yazı ve konuşmada üslubuna incelik katıyor, bir kısmı hayata farklı bakmanı sağlıyor. İçindeki sevgi ve merhameti artırıyor, özgüvenini besliyor, düşünmeni, sorgulamanı tetikliyor. Her ne kadar sen bunların farkında olmasan da kitap okumak "bir şeye" yaramaz, çünkü kitap okumak çok şeye yarar!
Ülkemizde Kitap Okuma ile İlgili Durum Nedir?
Türkiye İstatistik Kurumu'nun (TÜİK) verilerine göre, Türkiye'nin kitap okuma oranı ne yazık ki çok düşük. Türkiye'de kitap okumaya günde ortalama 1 dakika gibi kısa bir süre ayrılırken; televizyon izlemeye 6-7 saat, internete ise 4 saatten fazla zaman ayrılıyor.
Ülkeler arasında yapılan genel geçer istatistiklerde de çok gerideyiz. Yıllık kitap okuma ortalamaları şu şekildedir:
- Bir Japon yılda ortalama 25 kitap okuyor.
- Bir İsviçreli 10 kitap okuyor.
- Bir Fransız 7 kitap okuyor.
- Türkiye'de ise ne yazık ki 6 kişi 1 kitap okuyor.
Peki Neden Okumuyoruz? (Bahaneler ve Çözümler)
Bunun birçok nedeni var. Bu nedenleri ve "neden okumuyoruz" sorusuna verilen en yaygın cevapları, çözüm önerileri ile birlikte inceleyelim:
1. Teknoloji Bağımlılığı
Gelişen teknoloji, insanlarda ciddi bir konsantrasyon sorunu oluşturdu. Milyonlarca uygulama, dijital oyunlar, reyting kaygılı televizyon yayınları ve dizi platformları... Kısaca zamanımızın büyük bir kısmını elektronik cihazlarla geçiriyoruz.
Çözüm: Kitap okumak için ayırdığınız zaman diliminde telefon, tablet veya bilgisayarı yanınızda bulundurmayın. Tıpkı bir sigara bağımlısının elinin gayriihtiyari cebine gitmesi gibi, teknoloji bağımlısının eli de ekrana gider. Ekranı ortamdan uzaklaştırın.
2. İlgi Alanına Uygun Olmayan Kitap Seçimi
Sinemaya gittiğinizde izlemeyi sevdiğiniz veya sevmediğiniz film türleri vardır (bilim kurgu, aksiyon, dram, komedi vb.). Kitaplarda da durum aynıdır.
Çözüm: Kitap okumaya karar verdiğinizde mutlaka kendi ilgi alanınıza uygun türü seçin. Aksi takdirde kitaptan sıkılır ve okumayı tamamen bırakırsınız.
3. Ağır Dilde Yazılmış Kitaplar
Okuduğumuz kitabın dilini anlayamamak, anlamını bilmediğimiz ağır betimlemelerle boğuşmak hevesimizi kırar.
Çözüm: Okuma alışkanlığı kazanma döneminde ağır klasikleri okumak zorunda değilsiniz. Kendinize uygun, samimi, akıcı ve sürükleyici kalemi olan güncel bir yazar bulun. Zihniniz odaklanma alışkanlığını yeniden kazandığı an, zaten o ağır ve edebi kitapları kendiliğinizden okumak isteyeceksiniz. Bu durum çocuklar için de geçerlidir; bırakın kendi kitaplarını kendileri seçsinler.
4. İyi Çevirinin Önemi
Çevirmenlik, dile ve kültüre üst düzey hâkimiyet gerektirir. Kötü bir çeviri, tam kitap akıcı bir şekilde devam ederken anlamsız cümlelerle sizi hikâyeden koparır. Bu, çekirdek çitlerken bir tanesinin çürük çıkıp ağzınızın tadını bozmasıyla eşdeğerdir.
Çözüm: Bilindik, rüştünü ispatlamış yayınevlerini ve çevirmenleri tercih edin. Çevirmeni tanımıyorsanız, kitabı satın almadan önce rastgele birkaç sayfasını okuyarak dilin akıcılığını test edin.
5. Zorla Güzellik Olmaz, Örnek Olun
Ülkemizdeki çocukların büyük bir çoğunluğu, "Bırak başka şeyler yapmayı, biraz kitap oku!" baskılarına maruz kalıyor. Kitap, okul ile bağdaştırılan bir "ödev" nesnesine dönüşüyor.
Çözüm: İnsan doğası gereği öğütleri değil, gördüklerini örnek alır. Hiç kitap okumayan bir ebeveynin çocuğuna baskı yapması işe yaramaz. Çocuğunuzun yanında kitap okuyarak ona rol model olun.
6. "Kitaplar Pahalı" Bahanesi
Kitap fiyatlarının güncel kur farkları ve maliyetler nedeniyle yükseldiği bir gerçektir. Ancak okumak isteyen için alternatif tükenmez.
Çözüm: Halk kütüphaneleri devasa birer hazinedir. Sahaflardan uygun fiyata ikinci el kitap alabilir, arkadaşlarınızla kitap takası yapabilir veya yasal platformlardan daha uygun fiyatlı e-kitaplar edinebilirsiniz.
7. "Sıkıcı Geliyor, Yoruluyorum" Bahanesi
Bu cümleyi kuran kişi, hayatına dokunacak o özel kitapla henüz tanışmamış demektir.
Çözüm: Bu hissi aşmak için çizgi roman veya grafik roman okuyarak başlayabilirsiniz. Az metin içermesi ve görsel akıcılığı, sizi okuma pratiğine geri döndürecek harika bir köprüdür.
8. "Zamanım Yok" Bahanesi
En sık kullanılan bahanedir.
Çözüm: Gittiğiniz her yere yanınızda bir kitap götürün. Otobüs beklerken, metroda veya bir kafede eliniz telefona gittiğinde onun yerine kitabınızı açın. Uzun romanlara odaklanamıyorsanız, kısa öyküler veya şiir kitapları taşıyın.
9. "Çok Yorgun Oluyorum" Bahanesi
Uyumadan hemen önce kitap okumak, günün yorgunluğuyla birleşince uyku getiriyor olabilir.
Çözüm: Yorgun olmadığınız zaman dilimlerini seçin; örneğin öğle yemeği molasında veya sabahları. İçeceğiniz bir fincan kahve eşliğinde okumak odaklanmanızı artırır. Ayrıca kitap okurken uyuyakalmak o kadar da kötü değildir; belki hikâyeye rüyalarınızda devam edersiniz!
10. "Filmini veya Dizisini İzlerim" Bahanesi
Çözüm: Eğer bir filmi (Sherlock Holmes, Harry Potter vb.) sevdiyseniz, orijinal hali olan kitabını çok daha fazla seversiniz. Filmler yönetmenin hayal gücüdür, kitaplar ise sizin kendi zihninizde çektiğiniz sınırsız bir sinemadır.
11. "Alışkın Değilim" Bahanesi
Çözüm: O zaman alışın! Her gün için kendinize 10 dakikalık hedefler belirleyin. Yavaş yavaş bu süreyi uzatın. Kendinize okumak istemiyorsanız bile bir çocuğa yüksek sesle okuyun.
Kitap Okumanın Bilimsel ve Ruhsal Faydaları
- Kelime Dağarcığı: Okumayan insanlar kendilerini ifade ederken dar bir kelime havuzuna sıkışırlar. Kitap okumak, aktif kullandığınız kelime sayısını muazzam derecede artırır. Farkında olmadan kurduğunuz nitelikli cümleler, dost sohbetlerinde sizi bile şaşırtacaktır.
- Bilişsel Gelişim: Okumak; beynin evrensel anlayışını, empati yeteneğini, analitik zekâsını ve hafızasını geliştiren en temel egzersizdir.
- Geniş Bakış Açısı: Okumayan insan hayata tek bir pencereden bakar, bildiği ezber cümlelerle olayları yorumlar. Okuyan insan ise başkalarının hayatlarına ve tecrübelerine şahitlik ederek dar kalıplardan kurtulur.
- Ruhsal İyileşme: Kitap, fiziksel yalnızlığın bizi sürükleyeceği girdaptan hayal gücümüzle çıkabileceğimizi öğretir. Doğru kitaplar, stres ve depresyon süreçlerini yönetmede terapötik bir etkiye sahiptir.
- Entelektüel Tevazu: Okumayan insanların en dikkat çeken özelliklerinden biri "her şeyi ben bilirim" edası takınmalarıdır. Oysa okuyan insan, her yeni satırda öğrenecek ne kadar çok şey olduğunu fark eder ve bilmediği yerde "bilmiyorum" deme ferasetine sahip olur. Tıpkı Sokrates'in dediği gibi: "Bildiğim tek şey, hiçbir şey bilmediğimdir."
Yazımı 1989 yılında Oscar'a aday olan efsanevi "Ölü Ozanlar Derneği" filminden bir replikle bitirmek istiyorum:
+ Kitap okuyor musunuz Bay Anderson?
– Okumuyorum, eksikliğini de hissetmiyorum!
+ Ama biz hissediyoruz!
Yorumlar ve Değerlendirmeler